Sağlık Kulubüne Hoş Geldiniz.

Site Map

22/7/2007 - Banyo keyfi yapmanın püf noktaları...

Banyo keyfi yapmanın püf noktaları...

Banyo deyince su, su deyince de akla sağlık gelir… Ancak tüm haftasonunu banyo keyfi yaparak geçirmek yararlı olmayabilir. Çünkü çok fazla suda kalmak vücudun buruş buruş olmasına ve kurumasına neden olur. Bunun için akşamları kendinize biraz zaman ayırsanız yeter… Biraz yalnız kalıp, sıcak suyla dolu küvetin içinde yatmak ve bu sayede gevşeyip stresli günü geride bırakmak…


Sıcaklık çoğu zaman stres ve rahatsızlıkların giderilmesi için en iyi ilaçtır. Bu nedenle kokulu bir banyo ile dinlendirici veya uyarıcı bir etki alabilirsiniz. Özellikle içinde ezoterik yağlar barındıran gül, yasemin, lavanta, mandarin, limon veya papatya kokuları vücudun ve ruhun gevşemesini sağlar.

Sağlık su olmadan olur mu? Olmaz. Kafanızdakilerden kurtulmak ve günün yorgunluğunu atmak için en güzeli zevkli bir banyo keyfi yapmaktır. Kendinize bir banyo programı yapın ve banyonuzu bir keyif vahasına dönüştürün! Kokulu mumlar, tütsü çubukları, güzel bir müzik ve bir fincan sıcacık çay. Banyo yapmak keyifli bir iştir. Sadece su ve sabun değildir. Bu yüzden banyo önerilerimize kulak verin…

Doğru banyo yapmak…

Küvete koyacağınız su ne çok sıcak ne çok soğuk olmalı – 37 derece ısıdaki su tam kıvamıdır. Su çok sıcak olduğu takdirde vücut dolaşımı ağırlaşıp yavaşlar ve dokular yorulur. 

20 dakika küvette suyun içinde kalmak yeterlidir. Bu süreden daha fazla suda kalmak, vücudun buruş buruş olmasına ve kurumasına neden olur.

En iyi banyo zamanı; öğlen 15 ile akşam 21 saatleri arasındadır. Bu sayede bedenimiz daha iyi çalışır. 

Banyo sonrasında kendinizi enerjik hissetseniz de, hemen giyinip işlere koyulmayın. Bornozunuza sarınıp biraz yatağınızda veya koltuğunuzda uzanın ve suyun yavaş yavaş geçen sıcak etkisini hissedin. 

Küçük banyo sözlüğü

Süt banyosu? Banyo jeli? Yoksa köpük yapan banyo tabletlerini mi tercih edersiniz? Hangisi daha iyi? Hem aradaki fark nedir? Sizin için küçük bir banyo sözlüğü oluşturduk. Böylece hem öğrenecek hem de hoşunuza gideni seçebileceksiniz… 

Yağ banyosu: pürüzsüz tenlerin favori banyosudur. Özellikle de okşanmayı sevenlere… Bu banyonun ardından vücut bir yağ tabakasıyla sarılır. Böylece vücut nem oranını daha uzun süre dengeleyebilir. Özellikle çok kuru ciltler için idealdir. 

Banyo jeli: banyo jeli, banyoyu kremli köpüklü bir bakım macerasına dönüştürür. İçindeki malzemeye göre de stres giderici, gevşetici, uyarıcı veya dokuları sıkılaştırıcı bir etki gösterir. 

Banyo tabletleri: iç gıdıklayıcı bir etkisi vardır! Bu tabletler suya kaynayan bir hava vererek fokur fokurmuş gibi gösterirler. Sırtınıza bir tablet yerleştirin ve üzerine yatıp, derin nefes alın. Oluşan fokurtular bir masaj etkisi gösterecek ve sizi rahatlatacaktır. 

Banyo tuzu: bu tuzlar köpük oluşturmazlar. Tuz kristalleri suda çözülmeye başlayınca ciltte hafif yanmalar meydana gelebilir.Hatta bu kişinin sızlanmasına da neden olabilir. Banyo tuzlarının değişik kokulu türleri vardır. 


Süt banyosu: Kleopatranın her zaman sır gibi tutulan güzellik banyosudur. Sütteki yağ ve protein miktarı ciltte düzleştirici ve dinlendirici bir etkiye neden olur. Ya hazır süt banyosu ürünlerinden satın alacaksınız, ya da sıcak su ile dolu küvete taze süt ve biraz bal döküp karıştıracaksınız. Özellikle duyarlı ve kuru ciltler için idealdir.


Köpük banyosu: kalitesine bağlı olarak cildi kurutabilir, bu nedenle daha çok yağlı ciltler için uygundur. Yüksek kalitedeki köpük banyoları küvetten taşabilen oldukça büyük köpük dağları oluşturmak yerine, suyu hafifçe köpürtüp vücudu dinlendirirler.

Bağlantı

22/7/2007 - Refleksoloji nedir?

Refleksoloji nedir?

Refleksoloji, binlerce yıl önce Hindistan, Çin ve Mısır'da uygulanmaktaydı.

Eski Mısır'da bu konuyla ilgili MÖ 2400 yıllarına ait (6.hanedan dönemi) duvar resmi bulunmuştur. Bu resimde 2 kişi diğer 2 kişinin el ve ayaklarına reflexology uygulamaktadır. Refleksoloji, ayni zamanda Kuzey Amerika'da nesillerce uygulandı ve daha sonra İnka medeniyetine öğretildi. Modern reflexology, Dr. William Fitzgerald ve Dr. Joe Shelby Riley'in 1920'lerdeki çalışmalarına dayanır. Bilimsel temeli geçen yüzyıla dayanan refleksolojide deri, organlar ve sinirler arasında bağlantı olduğu ispatlanmıştır..

Refleksoloji Nedir?

Refleksoloji, el, ayak ve kulaklardaki belli bölgelere uygulanan çeşitli masaj ve baskı teknikleriyle sağlanan iyileştirme yöntemidir. Refleksoloji, vücuttaki organları da yansıtan enerji bölgelerine dayanır.

Refleksolojide, el ve ayaklar vücudun harita ve aynaları olarak kabul edilir. Bu demektir ki el ve ayaklarda vücudun belirli bölgelerine ve organlarına temas edilmesini sağlayan belirli bölgeler, sinir uçları vardır. Bu noktalara yapılacak masaj ve basınç uygulamaları o noktaların hitap ettikleri organların rahatlatılmasında ve o bölgelere yönelik yapılacak tedavilere destek verilmesine yardımcı olur. Mesela her bir ayakta 7200'den fazla sinir ucu bulunmaktadır. Bu bölgelerdeki belli noktalara basınç uygulayarak vücudun ilgili alanlarına etki edilmiş olunur. Baskı teknikleriyle vücuttaki sirkülasyon sağlanıp vücudun doğal fonksiyonu mekanizması geliştirilmiş olur. Reflexology sırasında kaslar rahatlar, kan basıncı düzelir, vücut ısısı ve neminde değişiklikler olur. 300 den fazla yapılan araştırmada 64 hastalığı kapsayan 18000 vakanın %95'inde relexologynin başarılı oluduğu gözlenmiştir.

Eski zamanlarda insanlar çıplak yürüyerek ya da kayaya ağaca tırmanarak doğal olarak kendilerine reflexology uygulamaktaydılar. Fakat günümüzde bu dengeyi kaybettik. Refleksoloji, bazı spesifik sağlık problemlerini çözmese de semptomların bulunması ve ağrıların giderilmesi konusunda çok etkilidir. Bir reflexology uzmanı tarafından ya da kişinin kendisi tarafından uygulanabilir.

Diyabet gibi uzun süreli sağlık problemlerinde
Hamileliğin ilk 3 ayında
ve diğer özel sağlık durumlarında uzmana başvurmamız gerekmektedir.

Refleksoloji, birçok sebepten dolayı gün geçtikçe daha da popüler olmaya başlamaktadır. Bunlardan bazıları;

Günlük iş ve ev yaşantımızda strese yol açacak bir çok şeyle karşılaşmaktayız. Bilindiği gibi stres pek çok fiziksel ve zihinsel sorunun ana nedeni olup diğer hastalıkların başlangıcı ve tetikleyicisidir. Refleksoloji, stresin azaltılmasına yardımcı olur.
Eski insanlar kadar organik beslenemediğimiz için (hem organik gıda bulmak zor hem de bulduklarımızın bile %100 organik olduğu soylenemz) vücudumuz pek çok mineralden mahrum kalır. Bu da bağışıklık sistemimizin zayıf olmasına neden olur. Refleksoloji, bağışıklık sistemimizi doğal yollarla güçlendirir.
Günümüzde batı medeniyetleri artık ilaç yerine alternatif doğal yollarla tedavi yöntemlerine yönelmiştir. Refleksoloji, gibi doğal bir tedavi yönteminin hem öğrenilmesi hem de uygulanması çok kolaydır.
Refleksoloji uygulayıp ondan faydalananların sayısı arttıkça yöntem daha da önem kazanmaktadır.

Bağlantı

22/7/2007 - Benler

Benler...

İnsanların birçoğunun vücudunda değişik sayıda ve büyüklükte ben bulunmaktadır. Bu benlerin bazıları doğuştan varolmakla beraber, bazıları da özellikle güneş ışınları nedeniyle sonradan oluşur. Aşırı derecede güneşe maruz kalınması benlerin yapılarını bozar ve sayıca artmalarına neden olur. Böylece cilt kanseri riski de ortaya çıkar.

Genetik yapımıza bağlı olarak, benlerin oluşumunda cildimize rengini veren pigment hücreleri rol oynamaktadır. Ancak tüm koyu renkli kabartıların ben olduğu söylenemez. Benler renkleri, büyüklükleri ve şekilleri ile farklılık gösterirler.

Benler aslında çok iyi takip edilmelidirler, çünkü bazı kişiler için cazibe unsuru olan benler oldukça tehlikeli de olabilir. Benler özellikle avuç içi, ayak tabanı, genital bölge, kemer ve sütyen altı gibi sürtünme ve tahriş olmaya elverişli bölgedeyse dikkatle takip edilmelidir. Ayrıca kozmetik ürünler de benler üzerinde olumsuz etkiye neden olabilir.

Özellikle malin melanoma dönüşme riski olan benler tehlikelidir ve bu benler konusunda uzman dermatologlar tarafından incelenmeli ve çıkarılmalıdır. Malin melanom cildimize rengini veren melanosit adındaki hücrelerin yapısının bozulması ve hızla çoğalması ile ortaya çıkan cilt kanseri tipidir. Malin melanom oluşumunda güneş ışınları, genetik yapımız ve kimyasal etkenlerin etkisi de gözönünde bulundurulmalıdır. Dünyada hızla artmakta olan bu kanser türünde erken teşhis konulması ve cildin korunması, ayrıca aylık periyodlarla benlerin takip edilmesi, herhangi bir renk değişimi, kanama, büyüme, iltihablanma gibi reaksiyonların olup olmadığının araştırılması çok önemlidir.

Bu tür incelemeler konusunda uzman bir dermatolog tarafından son yılların en gelişmiş teknolojisi dijital dermatoskopi ile kolayca yapılabilir. Vücudumuzdaki ben haritasını oluşturarak, her bir ben için görüntü alan ve sonraki muayenelerde ne gibi değişimler olduğunu matematiksel olarak hesaplayan bu yöntem cilt yüzeyi mikroskopisidir.

Malin melanom konusunda özellikle ailesinde deri kanseri olan kişiler, çok sayıda doğuştan gelen beni olanlar, açık tenli, sarı veya kızıl saçlı ve açık göz rengi olanlar düzenli olarak dematolojik kontrollerini yaptırmalıdırlar.

Ayrıca doğumda ve doğumu takip eden birkaç hafta içinde oluşan benlere konjenital, ergenlik döneminde oluşan benlere de displastik adı verilir.

Lavinia'da benlerde ilgili hiçbir işlem yapılmamaktadır. Benler sedece konusunda uzman dermatologlar tarafından tedavi edilmelidir.

Bağlantı

22/7/2007 - Magnezyum Eksikliğine Dikkat!

 

Magnezyum Eksikliğine Dikkat!

Yetişkin bir kişinin günlük magnezyum ihtiyacı Dünya Sağlık Teşkilatı'na göre 300 mg. Ancak magnezyum ihtiyacı özellikle hamile kadınlar ve emziren annelerde, iki katına kadar çıkıyor. İnsan vücudu için hayati önem taşıyan 11 mineralden biri olan ve enerji gerektiren tüm metabolik olayların yürütülmesinde başrolü oynayan magnezyumun eksikliği birçok hastalığa neden olmakla birlikte, bu eksikliğin yüksek seviyeye çıkması ölümle dahi sonuçlanabiliyor.

Günlük hayatta, şikayet edilen birçok rahatsızlık ve birbirinden farklı pek çok hastalık vücutta magnezyum eksikliğinden kaynaklanıyor. Günümüz koşullarında doğal yollar ile bu eksikliği gidermek gün geçtikçe zorlaşıyor. Vücudun gereken magnezyumu günlük besin ve içilen su ile karşılaması gerekirken, tarımda hormon kullanımının yaygınlaşması, fast food tarzı beslenme alışkanlığı ve içme suyu olarak sert suların tercih edilmemesi alınan magnezyum miktarının gün geçtikçe azalmasına ve tehlikeli sınıra gerilemesine yol açıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan bir araştırmada 1940-1994 yılları arasında 32 milyon kişinin magnezyum eksikliğinden yaşamını yitirdiği ve toplumda magnezyum eksikliği görülme oranının %10-20 arasında olduğunu ortaya koyuyor.

Magnezyum neden gerekli?

Magnezyum, insan vücudunda bir ön faktör gibi rol oynayarak, 300 den fazla enzimatik reaksiyona giriyor. Böylece kemiklerin güçlenmesini sağlıyor ve karbonhidrat metabolizmasında en temel görevleri üstleniyor. Canlıların yaşamında temel olan proteinlerin yapımını sağlıyor. Magnezyum olmadan vücutta enerji dönüşümü olmuyor ve insanlarda metabolik aktiviteler meydana gelmiyor.

Magnezyumun kalp üzerinde de yaşamsal olumlu etkileri bulunuyor. Aritmilerin tedavisi ve kalp krizinin tedavisinde kullanılan magnezyum, kalp kasının kasılma şiddetini azaltıyor ve kalbin daha az enerji ile oksijen kullanmasını sağlıyor. Başka bir deyişle kalbin ekonomik çalışmasına olanak tanıyor.

Yeterli seviyede magnezyum alınmazsa ne olur ?

Kaslarda gerilmeler ve kramplar, sersemleme, konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik, yorgunluk hissi, kadınlarda ağrılı adet, ellerde iğnelenme hissi, uyuşukluk, migren, gerilim tipi baş ağrısı , bulantı, kusma ve çarpıntı gibi ortaya çıkan belirtiler vücutta magnezyum eksikliğinin habercisi olabiliyor.

Yaşlılarda hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıklar ve bunların tedavisi için uygulanan diyet, kadınlarda ise adet ve hamilelik dönemleri, magnezyum ihtiyacını artırıyor. Ayrıca, sporcular, kalp ve hipertansiyon hastaları ile şeker hastaları da, daha yüksek oranda magnezyum takviyesine ihtiyaç duyuyor. Alkol tüketimi, yoğun zihinsel faaliyetler ve stres durumlarında, magnezyumun atılmasına neden olan ilaçların kullanımında da vücudun magnezyuma olan gereksinimi yükseliyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre yetişkinlerde 300 gr . olan günlük magnezyum ihtiyacının doğal yollardan karşılanamaması, ölüme kadar uzanan sağlık risklerini beraberinde getirdiği için, özellikle magnezyum ihtiyacı yüksek grupların, bu eksikliği medikal yollarla gidermeleri gerekiyor.

Bağlantı

22/7/2007 - Herpes Virüsüne Dikkat!

Herpes Virüsüne Dikkat!

Dudaklarda “uçuk” adı verilen, yaralara neden olan “herpes” virüsü gözleri de tehdit ediyor…

Herpes virüsü, herpes simplex ve herpes zoster gibi alt grupları bulunan bir virüs tipidir. Dudak kenarlarında uçuk oluşturan herpes virüsü gözde de ciddi seyredebilecek, tekrarlama riski olan bir hastalığa neden olabilir. Dünya nüfusunun %50'sinden fazlasının bu virüsten etkilendiği düşünülürse, herpese bağlı göz hastalığının da sık görüldüğü tahmin edilebilir. Acıbadem Göz Sağlığı Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Gülbin Saltık konuyla ilgili şunları söylüyor: “Herpes simplex Tip 1 adlı virüs dudak kenarlarında ortaya çıkan uçuktan sorumlu olup, bir kez hastalık oluşturduktan sonra , sinir uçlarında uyur vaziyette kalır ve bağışıklık durumunu kötü etkileyen ağır hastalıklar, bağışıklık sistemini baskılayan ilaç tedavileri, aşırı yorgunluk, uykusuzluk gibi durumlarda tekrarlar. Bu ataklar sırasında yerleşebildiği hedef organlardan biri de gözlerdir.” Virüsün bu özelliği nedeniyle tekrarlama olasılığı çok yüksektir.

Belirtileri neler?

Herpes virüsü yerleştiği organlarda yara tarzı lezyonlar oluşturuyor. Gözde yerleşiminde ise birbirinden farklı belirtilerle ortaya çıkıyor. Dr. Saltık belirtileri şöyle sıralıyor: “Kapak cildi üzerinde veziküler yaralar ( içi su dolu torbacıklar ) yapabilir, göz içinde kanlanma ve kabarıklıklar, kulak önü lenf bezlerinde şişme ile seyredebilir.” Herpesin korneaya yerleşmesi ise en ciddi durumlardan birine neden oluyor. Dr. Saltık saydam tabaka tutulumunun yarattığı etkiler konusunda şunları söylüyor: “ Değişik şiddette bulguları görülebilir. Bunlardan en önemli olan, “dendritik keratit” denilen ağaç dalı manzarası şeklinde oluşan saydam tabaka (kornea) tutulumudur.Son derece spesifik bir bulgudur ve tanı koydurucudur. Ciddi formlarında korneal ülser, incelme ve hatta ilaç tedavisine dirençli tablolarda korneal delinme ile bile karşılaşmak mümkündür. Ciddi ve derin korneal tutulumlarda ön kamara denilen gözün kornea-iris arasında kalan ön bölümünde iltihap hücreleri (üveit tablosu) ortaya çıkabilir.”

Erken tanı şart!

Gözlerde herpese bağlı göz rahatsızlığının oluşumunun tedavisi erken tanı ile çok zor değil. Geç kalmadan tanı konulduğunda ve doğru tedavi uygulandığında kolaylıkla iyileşme sağlanabiliyor. Dr. Saltık ciltte oluşan yaralar için “Hijyen kurallarına uyularak antibiyotikli pomatlar, antiviral ilaçlardan yararlanılır” diyerek şöyle devam ediyor: “ Kornea tutulumlarında ise, vakanın ciddiyetine göre antiviral ilaçlar ve çeşitli damlalar kullanılır. Birkaç haftalık tedaviye rağmen düzelmeyen vakalarda sadece suni göz yaşı kullanarak çok yakından takip etmek gereklidir. Eğer korneanın derinlerinde tutulum varsa farklı bir tedavi gerekir. Herpese bağlı göz tutulumunda tedavi hastanın durumuna göre çok değişken olabilmektedir. Bu nedenle yakından takip ve zamanında müdahale çok önemlidir.”

Fırsatçı enfeksiyon olarak tanımlayabileceğimiz herpese bağlı göz enfeksiyonlarında hastada tekrarlar görülebileceğinden, bu konuda mutlaka uyarılmalıdır. Bu sayede uyarılan kişi, gözünde batma, yanma, kızarıklık ya da ağrı hisseden kişi, enfeksiyon tekrarından şüphelenip erken dönemde doktoruna gidebilir ve dolayısıyla tedavisi kolay, iyileşme şansı yüksek olur.

Acıbadam Hastanesi

Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Sağlıklı Yaşam Hakkında bulabileceğiniz herşey.SAĞLIK KULÜBÜ,Diyet,Diyet çeşitleri,diyet yemek,diyet yemekler,diyet yemek tarifleri,Kilo verme,perhiz,sağlık,sağlık merkezi,kilo yönetimi,makyaj,hızlı makyaj,bitkiler,bitkisel gıdalar,derde deva bitkiler,diyete dair herşey,besin,beslenme,dengeli beslenme,besin piramidi,sağlıklı yaşam önerileri,sağlık haberleri,asm, sağlık, saglik, anadolu, anadolu saglik, anadolu sağlık merkezi, hastane, istanbul, turkiye, türkiye, endoskopi, fizik tedavi, üreme, rehabilitasyo




Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler


VİTAMİNLER

A Vitamini
B-12 Vitamini
B-6 Vitamini
B-3 Vitamini
C Vitamini
D Vitamini
E Vitamini
K Vitamini
Folik Asid

SAĞLIK TESTLERİ

İdeal Kilo Hesabı
Günlük Beslenme Dağılımı
Vücuttaki Yağ Oranı Hesabı
Aktivite Kalori Hesabı



Arkadaşlarım

goznuru
muratbarut
albanian4ever
Hulya Ozadali
orguculer
yazlikorgu
denizaslani
f1istanbul2007
tecworld
yemekyapmali
dnanedir






İnsan hayatında ayvalığa bir kaç kez gelir ve bu ziyaretlerinde onlarca kez cundayı ziyaret eder ayrıcalığının farkında olanlar ise cundayı ziyaret ettiklerinde sevginin saygının güler yüzün hizmetle buluştuğu yer olan ARTUR RESTAURANT & MOTEL'e uğrar işte o ayrıcalıklı insanlardan birisi olmak isterseniz,sizleri aramızda görmekden onur duyarız...


yemekyapmali.blogcu.com







Not: Bu sayfa bilgilendirme amaçlıdır. Tüm sağlık sorunlarınız için lütfen doktora ve diyetisyenlere başvurunuz

Sitenin içeriği ve resimler İnternetten alıntıdır...